Kanser Hastasını Mutlu Etmenin 44 Yolu

IMG_4884

Hep bir muammadır. Nasıl davranalım? ne yapalım? denir. İşte size kanserli arkadaşınıza dostunuza yapabileceğiniz 44 yardım.

  1. Yemek götürün. Önceden, herhangi bir diyet uyguluyor mu veya herhangi bir izlenmesi gereken bir yönerge var mı öğrenmeye çalışın. Ziyarete geldiğinizde veya kapıdan kısaca bırakıp gitmek şeklinde olabilir.
  2. Gerektiğinde kolayca ısıtabileceği kaplarda götürün. Geri getirmesini beklemediğiniz Tupperware kaplarda götürebilirsiniz.
  3. Onu düşündüğünüzü belirten kısa bir e-mail, SMS veya bir mesaj gönderin.
  4. Mesajın sonuna “cevap vermene gerek yok” şeklinde bir mesaj ekleyin. Geri dönüş yapmak zorunda olmadıklarını düşünerek sizden haber almaktan memnun olacaklardır.
  5. Ne zaman ihtiyacın olursa olsun benden yardım isteyebilirsin şeklinde mesajınıza ek yapın.
  6. Takviminize belli aralıklarda sizi uyaracak bir alarm atayın. Bu alarmla hızlı bir hal hatır ve yardım edebileceğiniz bir durum olup olmadığını sorun.
  7. Markette iken bir mesaj atın ve buradan bir ihtiyacı olup olmadığını sorun.
  8. Eczanede iken bir mesaj atın ve buradan bir ihtiyacı olup olmadığını sorun.
  9. Evini temizletmek amacıyla bir gündelikçi gönderin. Gerekli her şeyle ilgilenin ki ona sadece kapıyı açmak kalsın.
  10. Eczaneye gittiğinizde bir mesaj atın ve alınması gereken bir reçetesi vs olup olmadığını sorun.
  11. Bir hediye masajı için mobil bir masör gönderin.
  12. Kahve veya yemek için dışarı çıkarmayı teklif edin.
  13. Ziyaret etmeyi sorun. Bunun için kendini iyi hissediyor mu öğrenin.
  14. Onu sinemaya götürmeyi önerin. Kendini iyi hissetmiyorsa DVD kiralayın ve evine gidin.
  15. Tedavisi sırasında kemoterapi seansına götürmeyi ve seans esnasında refakat etmeyi önerin. Daha da iyisi her seansına gelebileceğinizi söyleyin.
  16. Acil durumda “beni arayabilirsin” deyin. Ancak bunu derken gerçekten hissederek söyleyin.
  17. Çiçek gönderin. Ancak taze çiçekler kanser tedavisi esnasında düşen bağışıklık sisteminden dolayı enfeksiyon riski yaratabilir. Onun nötropenik olup olmadığını öğrenin. İpek yapay çiçekler bu tip durumlarda daha az riskli olacaktır.
  18. Sevdiği bir restoran varsa oradan paket servis siparişi verin. Herhangi bir karar konusunda çok bunalmış görünüyorsa, onun genel diyetine en uygun yemeği siz seçin ve sipariş edin.
  19. Dergi veya gazete aboneliği hediye edin.
  20. İyi bir kitap hediye edin.
  21. Onu sevdiğinizi ve onu önemsediğinizi söyleyin. Size tepki verebilecek enerjileri olmasa da bunu duymak iyi gelecektir.
  22. Kadın hastalar için onları güzellik salonuna götürün. Manikür/pedikür, cilt bakımı, makyaj vb. şeyler. Belki de bakım yaptırmayalı baya zaman geçmiştir.
  23. Bir kartpostal gönderin. Okunaklı olduğundan emin olun. Kanserli gözler, yorgun gözlerdir.
  24. Araçla destek olamıyorsanız bir transfer firmasının hediye kartını gönderin. Bitaksi gibi transfer uygulamaları olabilir mesela.
  25. Kanser hastasının yakın arkadaşı veya ailesinden biriyseniz, ziyaret ve telefonları sizin karşılayabileceğinizi teklif edin. Hastalar bu telefon trafiğinden yorulabilir.
  26. Kanser hastasının sizden isteyeceği yardım konusunda kafası biraz karışık olabilir. Ona “senin için yapabileceğim bir şey varsa söyle” demek yerine, ne yapıp yardımcı olabileceğinizi net belirtin.
  27. Teşhis konduktan birkaç ay sonra bile onunla olabilmelisiniz. Sizin için artık konu kapanmış olabilir ama o hala bazı konularda sorun yaşıyor ve lojistik veya duygusal anlamda yardıma ihtiyacı olabilir.
  28. Tüm sağlık vs. konularında güncellemeleri diğer arkadaş ve akrabalarla paylaşacak “sözcü” olmayı teklif edin. Her detayı defalarca paylaşmak onun için zorlu olacaktır.
  29. Her görüşmenizde mevcut sağlık durumunun tüm detaylarını almaya çalışmayın.
  30. Köpeği varsa, onu gezdirmeyi veya veterinere götürmeyi teklif edin.
  31. Çocukları varsa, bakıcılık, okula bırakma/alma veya yatıya almayı teklif edin.
  32. “Bana bir iş ver” deyin. Bir getir götür işi, kuru temizleme veya marketten alınacak bir şey gibi. Uzun uzun görüşmenize gerek yok. Alınanı teslim edin ve vedalaşın.
  33. Bir bahçesi varsa, ona sulama ve bakım için teklifte bulunun. Daha iyisi bunu düzenli yapabileceğinizi söyleyin.
  34. Komik bir şaka veya bir fotoğraf gönderin.
  35. E-mailerini okumak ve cevaplamak için yardım etmeyi teklif edin. Kanser teşhisi konduktan sonra biriken mailler yorucu olabilir ve fazlalığı içinde kaybolabilirler.
  36. Yemek, kemoterapiye transfer, arkadaşları ziyarete gidebilmek için birilerinin yardımını ayarlamaya çalışın.
  37. Arkadaşınız kabul ederse, ona nakit para yardımı yapın. Hastane masrafları ile çalışamadığı için azalan gelir dengesi içinde finansal anlamda darbe almış olabilir.
  38. Hasta veya yakınları için ücretli izin ücretini karşılayacak bir maddi yardımda bulunabilirsiniz.
  39. Hastanede yattığı sürece yakınlarının kullanabileceği hastane otoparkı kartı hediye edin. Hastane otoparkları pahalıdır.
  40. Eğer arkadaşınız saçlarını kaybedecekse, şapka, peruk veya eşarp hediye edin.
  41. Çok yumuşak bir battaniye hediye edin. Kemoterapi alırken kullanabileceği veya kanepede üstünü örtebileceği bir şekilde de olabilir.
  42. Sadece dinleyin. Tavsiye vermeyin. Neşeli görünmeye çalışmayın. Sadece dinleyin ve dostunuzun konuşmasına izin verin.
  43. O anda sizden bir şey istemesini söyleyin ve onu hemen o anda yapın.
  44. Kanser bulaşıcı değildir. Arkadaşınızın tarafında olduğunuzu bildirmek için sarılın.

Kaynak: http://www.huffingtonpost.com/elana-miller-md/living-with-cancer_b_5660514.html

Reklamlar

Güneşten Korunma Yöntemi Olarak – Rash Guard

rasguard_2

Yaz geldi ve biz güneye inmeye hazırız. Ancak güneşle ilgili bazı sorunlarımız olabilir. Özellikle radyoterapi almış bölgelerimizi ilk yıl güneşten korumak çok önemli. Ayrıca lenfödem oluşmaması için güneşe çıkarken kolumuza özel önemler almamız gerekebilir. Yüksek koruma faktörlü güneş kremleri ve güneşin dik geldiği saatlerde güneşlenmemek en basit yöntemler.

rasguard_1

Bunlara ek olarak bir yöntem daha önereceğim. Şemsiye altındayken veya güneşin eğik olduğu saatlerde sorun yaşanmıyor ancak özellikle denizde yüzerken güneşin etkilerini çok da kontrol altında tutamıyoruz. Buna çözüm sörfçülerin Rash guard olarak adlandırdıkları uzun kollu koruyucu bluzu önerebilirim. Özel mayo kumaşından yapıldığı için çabuk kuruyor ve sizi zararlı UV ışınlarından koruyor. Dilerseniz kısa kollusu da var ama uzun kollu olanlar sizi aşırı yanmaktan ve dolayısıyla lenfödemden koruyacaktır. Çok havalı görünmesi de extra katkısı 🙂

Ben Dechatlon mağazasından bir tane aldım. Hem de çok ucuz.

İyi tatiller

Sonradan gelen edit: Rush Guardımı sadece güneşten korunma yöntemi olarak görmüş olmam hataymış. Deniz girerken mutlaka giyilmeli. Nedeni ise suda bir anda sağ kolumda hissettiğim acı ve onun neden olduğu denizanası. Koca denizde sadece 1 adet denizanası gelip, sağ koluma saldırmayı tercih etti. Çöldeki talihsiz bedevi ben oluyorum. Lenfödem tehlikesi atlattım. Size benden tavsiye, denize girerken mutlaka uzun kollu bir şeyler giyin.

Lenf Drenaj mı? O da ne?

 Zor olan tedaviler bittikten sonra bizlerin ciddi bir boşluğa düştüğünü, bundan sonrası için yol haritamızın çok da belirgin şekilde çizilmemiş olduğunu daha önce bu yazımda anlatmıştım. O dönemde boşluk hissi ile birlikte panik de yaşamıştım. Buna travma sonrası stres bozukluğu diyebilir miyiz? Bence diyebiliriz. Ama benim garip kendi kendini motive edebilme kabiliyetim burada da ortaya çıktı ve bu depresyondan ve boşluktan çabuk çıktım. Tedavisi biten ve olumlu yanıt alınan hasta statüsünde olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Darısı diğer hastalara. Depresyondan çıkar çıkmaz ilk işim kortizon belasının bana armağanı olan 10 kiloyu nasıl vereceğim planları yapmak oldu. Egzersiz zaten yapıyorum. Ancak kilo vermek için daha fazlasını yapmam gerektiğini, dengeli beslenme ve bir de destek bir aksiyon planı yapmalıydım. Egzersiz planımı sertleştirmem gerekiyordu. Bunu için daha uzun süreli ve yine düşük şiddetli egzersizlere devam etmeliydim ama arada küçük kas gruplarına yönelik çalaışmalar da gerekli diye düşündüm. Orada işler kolay ama bol acılı… No pain, No Gain demiş büyük düşünür. Beslenme dersem, bir gece bilgisayar başına oturup dos and don’ts (yapılacak ve yapılmayacaklar) listesi yaptım. Onu da buzdolabına magnetledim. Beslenme konusu en baştan beri ailece dikkate aldığımız bir konu olduğunu da söylemek isterim. Kısa bir süre benim şımarma hakkım kullanılarak tatlılar yapıldı, yendi ama artık onlar mazide bir anı olarak kaldı :).

Gelelim sebebi ziyaretimize… Girizgah kısmını uzun tutmak istemedim ki, sıkılmadan buraya kadar okuyabilin. İnsan vücudu çok ilginç bir yapı. Size aslında sinyaller geliyor ama kaale alıp almamak bizim elimizde. Ameliyattı, yatak istirahati, kemoterapi, kortizon, radyoterapi derken vücudumun şiştiğini hissediyordum. Tüm bunlar bitince iş sağlıklı kiloya geri dönmeye kalıyor. Aklıma hep güzellik merkezlerinde sıkça gördüğümüz ama aslında pek de ne işe yaradığını bilmediğim Lenf Drenaj makineleri geldi. Tavsiye üzerine bir güzellik merkezine gittim ve biraz inceledim. Aslında bir masaj makinesi diyebiliriz. Aşağıdaki gibi bir kıyafet giyiliyor ve bu kıyafet belli sürelerde şişip, gevşeyerek vücudun lenf sistemini harekete geçiriyor. Adı üstünde belli alanlarda birikmiş ödemi tahliye ediyor. Önce olabilir mi? Gerçekten faydası var mı? diye bilirsiniz. Ama 4 seansta 5 kilo verince sizinle paylaşma ihtiyacı hissettim. Burada dikkat edilecek konu tedavilerinizin bitmiş olması. Kemoterapi veya radyoterapi süregelirken yakınına bile gelmeyin derim. Hatta bir de doktorunuza sorun. Sağlama alın.

Sonra acaba bu lenf sistemi nedir? Nasıl çalışır? Sağlıklı veya lenf nodları çıkarılmış insanlarda nasıl farklar var? Şeklinde biraz merakımı cezbetti. Burada sizlere anatomi dersi vermeye niyetim yok 🙂 Rahatlıkla okumaya devam edebilirsiniz. Sizin de ilginizi cezbederse Google her derde deva… Kısaca bilgi vermek gerekirse lenf sistemi vücudun korunma sistemi olarak, sıvı dengesini kurmaya ve bağışıklık sistemini oluşturmaya yarar. Bakteri, kanser hücreleri ve diğer sağlığa zararlı maddeleri organlarınızdan uzaklaştıran sistem lenf sistemidir.  Bu sistemin kalp gibi kendine ait bir dolaşım motoru yoktur. İskelet kasları, damarlara ait düz kaslar ve derin nefes ile oluşan basınç sayesinde hareket eder.  Burada dikkate değer konu nefes egzersizleri, hareketli yaşam ve lenf drenaj için faydalı olabilecek masajlar. Sistemin çalışabilmesine destek olmak için egzersiz/spor, derin nefes egzersizleri ve manuel veya self lenf drenaj masajı önerebiliriz. Biraz destek olmakta fayda var.

Şuradan lenf sistemi ile ilgili kısa bilgi edinebilirsiniz:

Başlangıçta vücudumda oluşan ödemi atmak ve kilo vermek için düşündüğüm lenf drenaj, inceledikçe çok daha dikkat çekici yerlere gelmeye başladı. Sadece vücutta biriken ödemi değil, bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için bu lenf akışının sağlıklı olması gerekmekte.

Tekrar faydalı olacak noktaları maddeler haline getirmek gerekirse;

  • Nefes egzersizleri
  • Hareketli yaşam / egzersiz / spor
  • Lenf drenaj masajı

Lenf drenaj masajı ile ilgili aşağıdaki videoyu buldum. Maalesef ingilizce ama bir fikir vermesi açısından yine de paylaşıyorum. Bu masajı profesyonel masör/masözler ve fizyoterapistler yapabilir. İncelemenizi tavsiye ederim.

Bu arada ek olarak hafta bir gün de sırt ve boyun ağrılarım için aromatik masaja gidiyorum ki inanılmaz faydasını görüyorum. Mastektomi’den sonra değişen postür sorunları ve sırt, boyun ağrılarımı bu şekilde gidermeye çalışıyorum. Haftada bir gün cennet gibi geliyor 🙂

Şunu da inceleyebilirsiniz. 2004 yılından ama belki daha günceli vardır. http://www.thejournalofbreasthealth.com/sayilar/8/buyuk/691.pdf

Sevgiler 🙂

Zihin Ruh Beden Festivali 2015

 

festival 2

Vakit ruhumuzu ve bedenimizi besleme zamanı…

Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik…

Zihin Ruh Beden 2015 Festivali, beslenmeden sağlığa, zihinsel konulardan sipürüel konulara, yogadan astrolojiye ve aromaterapi gibi konuların derli toplu bir arda olduğu bir organizasyon.  fizyoterapist ve tamamlayıcı tıp uzmanı Metin Hara, bütünsel yaşam koçu Yeliz Rüzgar, yazar Işık Menderes, nefes teknikleri uzmanı Ebru Şinik, mistik dans uzmanı ve yoga eğitmeni Blaire Lindsay, oyuncu ve aromaterapist Ayşe Tolga, iletişim ve ilişki uzmanı Hande Akın, oyuncu ve ritm terapisti Hazım Körmükçü, ilaçsız tedavi uzmanı Dr. Metin Okucu, aromara terapi ve beslenme uzmanı Liana Pesah gibi ünlü uzmanlar katılacak.  13 – 15 Mart 2015 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek ve biletleri online olarak https://www.zihinruhbeden.org adresinden temin edilebilir.

festival

Kaşsızlık sorunsalına basit bir çözüm

Essence-Kas-Fari

Efendim ben makyaj konusunda pek de profesyonel değilimdir. Yıllardır aynı malzemeleri kullanırım. Bir siyah göz kalemi, maskara, allık falan filan. Kaşlarımı boyamak aklıma gelmezdi. Kemoterapi vesilesiyle kaşlarım dökülünce mecbur kaldım. Ama el alışkanlığım olmayınca pek başarılı olamadım.

singleone

Bunun kolay bir yolu olmalı benim bir kaş kalıbına ihtiyacım var derken, Essense’nin kaş kitini buldum. Bu kitin içinde 2 farklı renkte farı, küçük bir fırçası ve 3 adet farklı kaş kalıbı bulunuyor. Birçok markada aramama rağmen bu kaş kalıbından bulamamıştım. Çok çok az kaşlarım olduğu için kalıba göre kaşlarımı şekillendirmek daha kolay oluyor. Farların renkleri de oldukça güzel. Dilerseniz kendi far ve kalemlerinizle destekleyebilirsiniz. Bir de fiyatı sadece 9.25 TL + KDV

Saçım Olmadan Asla…

 IMG_1574

Bir kadının çocukluğundan itibaren en sevdiği, hiç vazgeçemeyeceği, en çok ilgi gösterdiği ve yokluğuna en çok üzüleceği şey saçıdır. Saç kadının güzellik illüzyonunun en önemli parçasıdır ve kanser teşhisi koyulan herkesin ilk aklına gelen acaba saçımı kaybedecek miyim sorusudur? Doktoruna defalarca sorar yanıtı hiçbir zaman beğenmeyiz. Evet, saçınızı kaybedeceksiniz. Nedeni ise bazı kemoterapi ilaçlarını saç hücrelerine etki etmesidir. Sadece saç değil, diğer tüm kıl köklerine etki eder. Bu nedenle saç, kirpik, kaş ve vücut tüyleri kısmen veya tamamen dökülür. Bu dünyanın sonu değildir ve olmayacaktır. Dünyada her yıl bir milyon dört yüz bin kadın ve ülkemizde 2014 yılında on dört bin kadına yeni meme kanseri teşhisi konmaktadır. Bu kadınların çok büyük bir kısmı saçlarını kaybetmektedir. Yani hiçbirimiz yalnız değiliz. Hepimiz yaşadık. Son ana kadar kendi saçımızın dökülmeme ihtimaline inandırdık kendimizi. Ama hayır kaçınılmaz son bende ilk kemoterapiden tam 3 hafta sonra yaşanmaya başladı. Önce azar azar, sonra bloklar halinde saçlarım döküldü.

Saç kaybında ilgimi çeken bir konu yabancı hemcinslerimiz ve ülkemiz kadınlarının bakış açısının farkı… Rastladığım yabancı hastalar genellikle saçsız başlarını saklama gereği görmüyor olmalarına karşın ülkemiz hastaları özellikle saçsız görülmekten kaçınıyorlar. Bunu eleştirmek veya yargılamak için değil, dikkatimi çektiği ve farklı kültürlerde saçsız kadının garipsenmediğini vurgulamak adına paylaşıyorum.

Konunun özüne dönersem saç kaybının kadın üzerinde psikolojik etkisi oldukça olumsuz oluyor. Kendimden biliyorum 🙂 Saçının kırklarını bile dert eden bünyenin, bir anda en büyük güzellik silahını kaybetmesi, rafları dolduran saç bakım malzemelerine ve kuaför sohbetlerine veda etmesi üzücü oluyor başlangıçta. Saçların geri gelmesi de hemen olmuyor. Örneğin benim 5 aydır saçlarım çıkmıyor. Yeni yeni başladılar. Ama bu sancılı süreci keyifli ve eğlenceli hale getirmek mümkün. Ben ilk kemoterapi kürlerime başladığımda saçımı bir anda kazıtmaktan ziyade, adım adım, model model kısaltmayı tercih ettim. Upuzun sarı saçlarımı önce kuzenimde evde kısattırdım. Sonra modern bir küt kesim yaptırdım. 1 hafta böyle kullandıktan sonra Rihanna ile ünlenen arkalar kısa önde  havalı bir perçem şeklinde kestirdim. En beğenilen model de bu oldu. Yıllarca uzun saçlarımı rüzgarlarda savururken, bu kısacık saçın bu denli yakışacağı hiç aklıma gelmemişti.

2

1011207_10152587417491492_868145477800097118_n

Üçüncü aşamada yine muhteşem bir kısa kesim yaptık kuaförümle ve çok eğlendik keserken. Maalesef son kesimi çok az kullanabildim. Dökülme çok hızlanmıştı ve artık saçlarımın kazıtılması gerekiyordu. Tez canlı ben, saçımı kendim kazıdım ama size tavsiye etmiyorum. Gözyaşları mı? Evet, akıttım tabiiki. Ne kadar kendini hazırlasan da duygularına hakim olmak mümkün olmuyor. Jane’in Zaferi filmini bilen bilir. Kendimi oradaki Jane havasına sokarak bu saçsızlık sendromundan sıyırmaya çalıştım. Ama acil çözüm bulmak gerekiyordu. Alternatifler arasında peruk almak, almamak ve bandana kullanmak, protez saç vardı. İlk olarak protez saç konusunu inceledim. Tesadüfen Breastanbul 2014’de standlarını gördüm Nova Hair’in. Özelliği kişiye özel protez saç tasarlanması ve bu saçların denize dahi girilebilir şekilde başa yapıştırılması. Saçınızdan dökülmeden önce örnek alıyorlar, kafa yapınıza uygun bir kalıp çıkararak alınan örneğe göre dilediğiniz boyda protez saç yapabiliyorlar. Bu işlem için 10-15 gün civarında bir teslimat süresi oluyor. Ben üzerinde çok düşündüm ama bu hastalığın getirdiği yan etkiler dahil saçsızlık deneyimini de yaşamak istedim ve yaptırmaktan vazgeçtim. Yaptıran arkadaşlarım var ve çok memnunlar. Siz de web sitelerinden inceleyebilirsiniz (Bkz. http://novahair.com.tr/ ). Ben iş hayatıma devam edeceğim ve bandana ile rahat edemediğim için gerçek saç peruk tercih ettim. Tamamen tesadüf olarak Tarlabaşında Bahri Peruk’dan aldık uzun kızıl saçlarımı. Çok severek kullanıyorum ve fiyat olarak da uygun olduğunu düşünüyorum. Bakımı oldukça basit ve dilerseniz seçillendirme de yapabilirsiniz. Peruk altına bone takmak saçın kaymasını ve başınızı acıtmasını önlüyor. Boneniz yoksa, bir naylon çorabın bel kısmını keserek kendi bonenizi oluşturabilirsiniz. Peruğunuzu muhafaza etmek için bir manken kafası da almanızı tavsiye ederim. Saçın bozulmasını engeller.

10750433_10152626702606492_5213000261242064300_o

Tamamen perukla gezmek her zaman mümkün olmuyor. Kimi zaman bandana bağlamak da istiyor insan bunun için yumuşak kumaşları tercih etmekte fayda var. Bandana veya türban bağlama ile ilgili videolar mevcut. Bunları ileriki günlerde paylaşmaya çalışacağım.

Saç dökülmesini engellemek için kullanılan bir teknik var. Adı Cold Cap. Soğuk şapka olarak düşünebiliriz. Bu özel sistem kemoterapiden önce, kemoterapi esnasında ve kemoterapi sonrası başınıza soğuk kompres uygulanması şeklinde oluyor. Doktorumla bu uygulama hakkında konuştuk. Bana örneklerden bahsetti. Çok da başarılı bir sonuç vermediğine karar verdim. Kısmen dökülmelere engel olabiliyor ama saçın tamamında başarılı olamıyor bence. Denemek isterseniz karar sizin.

Saçsız geçen bunca zaman sonra, saçlarım çıkmaya başladı. Size tekrar söylemek istediğim, saçların dökülmesi ilk zamanlar insanı üzse de inanmazsınız ama buna da alışıyorsunuz ve normal geliyor. Hiç üzülmeyin. Hepimiz bu yollardan geçiyoruz. Tüm bunlar sağlıklı yaşama geri dönmek için aşmamız gereken birer aşama. Bu aşamaları başarıyla tamamladığımızda bir bütün olarak mutluluğa ve sağlığa kavuşacağız.

Sevgiler 🙂

Tırnak Bakımı

Kanser ve onun tedavisinde dikkat edilmesi gereken bir konu da enfeksiyon kapmamaktır. Bir de işin içine Lenfödem (bkz: Lenfödem ) girdiğinde alışageldiğimiz tırnak bakımı işlemlerini yapmamız gerekiyor. Önce her zaman gittiğim manikürcüye gittim ama kızcağıza aman kanatma, aman fazla kesme, aman çok oldu vs o kadar çok talimat verdim ki, eli ayağına dolaştı ve en sonunda kanatmayı başardı. Ben de manikür yaptırmamaya karar verdim. Uzun zaman manikürsüz idare edebildim. Ama keyfim yerine gelsin, ellerim eski güzelliğine kavuşsun derseniz tabii ki size etleri kesme değil, itme yöntemini önereceğim. İtme yöntemiyle evde kolayca manikürünüzü yapabileceğiniz gibi, manikür konusunda uzmanlaşmış salonlarda da yaptırabilirsiniz. Size İstanbul genelinde yaygın ProNail‘leri önerebilirim. Hem biraz dedikoduda yaparsınız kızlarla 😉

nails

İtme yöntemiyle manikürü evde yapmak çok kolay. Öncelikle ortamınızı pahalı Spa merkezine gitmenize gerek kalmayacak şekilde dizayn edelim. Birkaç adet kokulu mum, taze çiçekler, sıcak havlu ve hafif bir müzik ihtiyacınız olanlar. Tırnak etlerini yumuşatmak için kullanacağımız ılık suyun içine, hoş kokulu bir şampuandan biraz damlatalım bir çay kaşığı kadarda tuz ilave edelim. Tasın içine yazın en unutulmaz tatilinizde deniz kıyısından topladığınız deniz kabukları ve taşları atalım. Bu taşlar dipte size plaj esintisi sağlarken, üzerine atacağınız taze çiçekler de baharın yakında geleceğini müjdelesin.

flowers marine

Öncelikle eski ojenizi asetonsuz bir temizleyici ile siliyoruz. Tırnaklarınızı yuvarlak veya küt şekilde törpülüyoruz. Tırnaklarınızı suya batırmadan önce E vitaminli nemlendirici bir krem ile tırnak diplerini nemlendirelim. Özel olarak manikür için üretilmiş ve piyasada çokça bulabileceğiniz nemlendirici yağlar dışında, Ispartamız’ın değerli gül kremleri de işe yarıyor. Parabensiz ürünler konusuna bir önceki yazımda değinmiştim. Parabensiz bir nemlendirici de kullanabilirisiniz. Sonrasında ellerimizi 15-20 dakika ılık suda bekletelim. Bu süre sonunda ellerimizi sıcak havlularımız ile kurulayıp etleri itme işlemine başlayayım. İtme için hem bambu çubukları, hem de metal manikür çubuklarını (krong olarak geçiyor) kullanabilirsiniz.

set

Tırnaklarımı törpülemek için ben kağıt törpü kullanmayı tercih ediyorum. Metal olanlar kimi zaman tırnakları zedeleyip, kırılmasına neden olabiliyor. Bir de dört tarafı farklı işlev gören kağıt törpüler var ki bunların, tırnak yüzeylerini düzeltmek ve parlatmak gibi başka işlevleri de var. Oje öncesi harika bir görüntü sağlıyor.

4lu torpu

Manikürümüz neredeyse bitti. Ama bir de tırnakları güçlendirmek için size birkaç önerim olacak. Zeytinyağı veya hindistan cevizi yağı ile 5-10 dakika masaj yapın ve bunu her gün tekrarlayın. İkinci alternatif, göz çevresi için kullanılan gece kremini tırnak etlerine sürmek. Her akşam yatmadan bu kremi tırnak çevresine sürerseniz ve pamuklu bir eldivenle yatarsanız, yumuşak ve pürüzsüz  ellere sahip olabilirsiniz.

Sıra ojenin sürülmesine gelince bir parantez açmak istiyorum. Kemoterapi alırken hangi ilaç bilmiyorum ama birinin yan etkisi, tırnakların kararması ve tırnak diplerinde acı/ağrı. Bu durumda çok acı çekiliyor inanın. Çözümü tırnakları kısa kesmek, bol bol nemlendirici sürmek ve kalın bir katman oje sürmek olarak buldum. Evet aklınıza gelmez belki oje sürmek. Hatta var olanı silme eğiliminde olur insan ama inanın çok işe yarıyor. Hem o kötü görüntüyü görmüyorsunuz, hem acınız hafifliyor, hem de harika renklerde ojelerinizle bakımlı görünüyorsunuz.

Oje sürerken önce şeffaf renkli, kimi zaman tırnak güçlendirici etkisi olan parlatıcılar ile başlayın. Parlatıcı tırnakların sararmasını da önleyecektir. Önce 2 kat parlatıcı, sonra dilediğiniz renkte ojeniz. Yanınızda ufak bir pamuğa oje çıkarıcı sıkıp, acı süprizlere karşı yanınızda bulundurun derim. Yeni moda süslü tırnaklar için diğer bloglara bakabilirsiniz. Ben biraz tutucuyum bu konuda ama yinede size yapılmışını aşağıda paylaşabilirim.

nails2Sevgiler 🙂

Hayır Demeden Önce Bir Kez Daha Düşünün: Meme Rekonstrüksiyonu

Meme kanseri teşhisi ile sarsılan bünyeler genelde salya sümük ağlayışlı bir sürece girer. Tam ne olduğunu anlayamadan Genel Cerrahınız sizi ameliyata alır ve bazen kısmen bazen tamamını almak suretiyle sizi memesiz bırakır. Ama öncelikle size sorar. Meme rekonstrüksiyonu istiyor musunuz? Sersemlemiş halde, kimi zaman anlatılanların yarısını anlayıp, diğer yarısını anlamadığınız durumda bu ciddi kararı vermek zor olabilir. Çok şükür bende böyle olmadı ama kimi kadınlarda bu soruya yanıtı eşler, babalar, dayılar, enişteler cevap verir ve “ne gerek var” “bu yaştan sonra..” vs gibi ifadelerle yeniden meme yapılmasına karşı çıkılır. “meme” demekten ve bu konuda konuşmaktan imtina edilir bir aileye sahipseniz vay halinize. Kimse kadının psikolojisini düşünmeden, empati kurmadan bu konuda yorum yapmamalı. Karar kendisine bırakılmalıdır. Zaten zorlu bir tedavi süreci geçirecek, kemoterapi süresince saçlarını kaybedecek, ölüm korkusu yaşayacak bir kadına memesinin gereksiz olduğu ve tekrar silikona gerek olmadığını söylemek sizce de acımasızca değil mi?

Ben çok şanslı bir hastaydım ve doktorum bana tüm ihtimalleri ve bilgiyi ayrıntılı şekilde verdi. Tabii doğru soruları sorarak aklınızda soru işareti kalmamasını sağlamak da sizin göreviniz. Soru sormaktan ve araştırma yapmaktan çekinmeyin.

Diğer meme ameliyatı geçirmiş hastalarla sohbetlerimizde en merak edilen konu rekonstrüksiyon yapıldı mı? silikon nasıl? expander (balon) nedir? nasıl görünüyor? ilerki işlemler neler olacak? oluyor. Aşağıdaki videoda kısaca bu soruların cevaplarını bulabilirsiniz. Burada Plastik Cerrahınız çok önemli bir rol oynuyor. Size en iyi şekilde protezin seçilmesi ve yerleştirilmesi plastik cerrah tarafından yapılıyor. Size eş zamanlı onarım veya sonraki dönemde onarım önerebilirler. Bu sizin durumunuza ve tedavi şeklinize göre değişebilir. En sağlıklı yanıtı yine doktorlarınızdan alabilirsiniz.

Diren Deniz

Ameliyatım sonrası sağımdan solumdan sarkan hortumlar ve onlara bağlı küçük plastik kesecikler görünce bihayli şaşırdım. Bu hortum ve kesecikten oluşan düzeneğin adı DREN. Klasik şekilde drenajdan aklınıza gelsin ve görevi de ameliyat bölgenizde oluşan sıvıları ve kanı toplamak/tahliye etmek. Derinizin içinden geçerek ameliyatlı bölgeye kadar giden bir boru bu. Benim toplam 5 tane drenim vardı ve beni hareket konusunda sıkıntıya sokuyordu. Yataktan kalkabilmek için önce drenlerim nerde bulmam ve onları toparlamam gerekiyordu. Drenlerin çıkarılması için günlük minimum bir miktar var 50ml’in (yoksa cc miydi? tam olarak hatırlamıyorum) altında sıvı toplanmaya başlayınca çıkarılıyor. Ama bu namussuz öyle hemen 50ml’in altına düşmüyor. Günlerce haftalarca birlikte gezmek dolaşmak zorunda kalıyorsunuz. Bu sevimsiz görüntüden kurtulmak için bir çözüm buldum. Birincisi drenlerinizi şık küçük keselerin içine yerleştirmek.

dren 1

İkincisi ise küçücük bir çapraz çantanın içine keseleri yan yana yerleştirmek oldu. Çapraz çantayla gezmenin avantajı, kimse sizden çıkan bir borunu olduğunu fark etmemesi ve siz istemedikçe çantayı omzunuzdan çıkarmak zorunda olmamanız. Evde bile bu şekilde gezebilirsiniz. Dezavantajı ise, AVM gibi güvenlik kontrolünden geçilen binalarda, güvenlik personelinin çantanızı x-ray cihazına koymanızı istemesi. Ben usulca görevliye çantamın içini gösteriyordum. Hiçbiri sorun yaratmadı ama illaki drenleri göstermek gerekiyor ki bu pek hoş değil.

çapraz çanta

En kısa sürede bu sevimsiz aksesuarlarınızdan kurtulmanız dileğiyle 🙂