The Bucket List – Film Önerisi

bucketlist

 

Bugün yine televizyonda rastladım bu filme. Bir süredir burada sizlere önereyim mi önermeyeyim mi düşüncesindeydim. Bu filmde alınacak çok dersler var ama rahatsız olabilirsiniz de… Neden mi? Çünkü film kanser teşhisi konmuş iki yaşlı adam ile ilgili.

  

Edward ( Jack Nicholson) çok iyi bir iş adamıdır. Birçok şirketleri ve bol parası vardır. Ancak teşhis konduğunda yanında yatmakta olan bir diğer kanser hastası Carter ( Morgan Freeman) ona dost olmuş, omuz vermiştir. Bu andan itibaren bir yol arkadaşlığı başlamış oluyor. Filmde ölüm ve yaşam ile ilgili herkesin aklında tutması gereken replikler bulacaksınız. Benim en sevdiğim ise Carter, Edward’a sorar: Mutluluğu yakaladın mı? ve Senin yaşamın başkalarına mutluluk verdi mi? . İnsan düşünmeden edemiyor. Ben de mutluluğu yakaladım mı? ve başkalarına mutluluk verebildim mi? Herkesin düşünmesi gereken iki sorudur bunlar. Vaktin azalmadan, geriye bakıp pişmanlıklar içinde olmaktansa en kısa zamanda kendi mutluluğunu ve sevdiklerine vereceğin mutluluğu kovalamak gerekiyor. Yapmak isteyipte, elalem ne der kaygısıyla yapamadıklarınızı bir liste haline getirin. Vaktim yok, param yok, aman ayıp olur derdine düşmeden, kendinize dürüst olarak bir Bucket List (tahtalı listesi) yapın. Ölmeden önce yapmak istedikleriniz, gezmek istediğiniz yerler, öğrenmek istekleriniz, görmek ve göstermek istediklerinizi bu listeye yazın. Gerçekleştirdiğiniz her hayalin üzerini çizerken hayatın keyfine vardığınızı göreceksiniz.

Bunlar benim ölmeden önce görmek istediğim yerler. Birkaçını gerçekleştirdim bile 🙂

Sevgiler 🙂

Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı – Film Önerisi

THE SECRET LIFE OF WALTER MITTY

Başlarken size film önereceğim demiştim ama görüyorum ki hiç önermemişim. Olur mu böyle? Olmaz tabii…

İzlemiş olanlar mutlaka vardır. Bu yazı izlememiş olanlara…

Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı’nı defalarca izledim ve hepsinde de keyif aldım. Öyle başyapıt falan zırvalamayacağım tabiiki. Konuyu kısaca aktarayım. Adından da anlaşıldığı üzere konu Walter adında işinde gücünde bir adamın hikayesi. Walter Life dergisinde fotoğraf arşivi sorumlusu. Pek de popüler bir iş olamasa da, derginin görselleri açısından kritik bir bölümde çalışıyor.  Life dergisinin son basılı sayısında kapak olacak 25. dianın (fotoğraf negatifi) kaybolmasıyla her şey başlıyor. Kendi halinde, aşık olduğu kadına bile açılamayan Walter, derginin başına yeni geçen müdürü tam bir pislik gibi davranmaya başlayınca 25. kareyi aramaya fotoğrafçının peşine düşüyor. İnanılmaz maceralar yaşıyor bu arayışı sırasında.

Walter-Mitty

Tabii ki filmin tamamını anlatmayacağım. Ama ama bende uyanan ana fikri şu ki, size yetersiz ve gereksiz olduğunuzu hissettirmeye çalışan insanlar olabilir. Bu insanlar sizi üzmeye ve hatta sizi işinizden etmeye çalışabilir. Ama onlar bu tavrındayken aslında size bir süper kahraman olma fırsatı yaratacaklarının farkında değiller. Walter gibi her gün işine gelip giden, işini en iyi şekilde yapmaya gayret eden, belki biraz da sıkıcı biri olabilirsin. İyi bir eş, anne, yenge, elti, babaanne veya arkadaş olmak için kendini parçalıyor olabilirsin. Ama hayatının bu şekilde devam etmesi seni mutlu edecek mi? Gerçekten mutlu musun? Her fırsatta hayat çok kısa, hayata bir daha mı geleceğim, kanser bana bir hayatı hediye etti, kanser değil ben güçlüyüm vs. vs. diyoruz ama gerçekten bu ikinci şansı yaratıyor muyuz? Hep filmlerde seyrettiğimiz gibi bir gün havalimanına gidip karşınıza çıkan ilk uçağa binip gitmeye ne zaman cesaret edeceksin? Ya da hep yapmak istediğin ama hep “ama nasıl başlayacağım?” dediğin şeylere ne zaman başlayacaksın? Kocan seni arabayla kursa götürmezse mesela hiç resim kursuna gidemeyeceksin değil mi? At binmeye gitmek çok mu zor? Pasaport çıkartmadın hala değil mi? Biliyorum hala çok pahalı olduğunu düşünüyorsun… Haftasonunu Avrupa’nın bir kentinde geçiren arkadaşlarına bakıp “yok artık!” diyorsun. Yamaç paraşütü falan zaten mümkün değil, değil mi? Peki senin kendi hayallerin vardı. Onları ne zaman yapmayı düşünüyorsun? Allah aşkına “çocuk var” deme!

Yıllar önce üniversite 1. sınıftayken devre tatil satardım okumak için. Satış prosedüründe bir form doldurmamız gerekirdi müşterilerle. Formda “hayal ettiğiniz tatili anlatır mısınız?” şeklinde bir soru vardı ve ben bu soruyu sorduğumda hep çiftlerde kadınlara dönüp sorardım. Hayal ettiğiniz tatil nedir diye. %80 Bodrum cevabı gelirdi. Sonra ben “Peki anladım ama gerçekten hayal ettiğiniz tatil nerede? Bodrum hayal değil.” derdim. Tatilde memlekete gitmeyi hayal etme demiyorum. Et tabii ki ama o zaman kendine bir kere daha sor.

Peki gerçekten mutlu musun?

Bizim için kanser neyse, Walter’ın aramaya çıktığı 25. fotoğraf negatifi de aynıdır.  Bulamazsan derginin son sayısında kapak olamazsın.

Now it’s time to leave the capsule if you dare

Kitap ve Film Önerileri

movies-and-books,

Deniz’in Kanser Rehberi’nde kimi zaman kitap ve film önerileri göreceksiniz. Neden diye düşünmeyin. Hayata tutunmak ve kanser illetinden kısa sürede kurtulmak için bazen dışarıdan destek almak ve ilham almak gerekiyor. Özellikle ana akım medyanın çılgınca felaket tellallığı yaptığı, birbirini kırıp geçiren insanlığın çığırtkanlığını yaptığı bir dönemde, televizyonu dikkatli kullanmak gerekir. Kişisel olarak ben TV’de haber seyretmeyi ve gazete okumayı kendime yasakladım. Olumsuzlukları takip edip, karalar bağlamaktan bıktım. Siyaseti takip edip, kendime dert edinmenin beni hasta ettiğine karar verdim.

Lütfen sizde kendinizi keyifsiz haberler deryasına kaptırmayın. Hastasınız ve moral iyileşmek için en büyük silahınız. Televizyondaki haberleri seyretmiyorsunuz diye her şey tersine dönmeyecek. Kavga dövüşlü dizileri takip etmezseniz toplum sizi aforoz etmeyecek.

Detaylı bilgi ve öneriler için blogumu takip edebilirsiniz.