Kitap Tavsiyesi – Beyaz Atlı Prensi Öldür

BeyazAtliPrensiOldur_Kapak.indd

Ne oldu bana şimdi? Neden ben? Bak bana ne yaptın?

Bu soruları kendine sormayanımız yoktur sanırım. Altındaki nedenleri biraz açmak gerekirse;

Ne oldu bana şimdi? Bu sorunun alt metni, ne güzel yaşayıp gidiyordum. Hayatımdan çok da şikayet etmiyordum. Evet, mutlu değildim. Deliler gibi aşık değildim. Ya da aile yaşantımda kontrolü çocukların eline teslim etmiştim AMA yine de idare ediyordum. Ne oldu bana şimdi? Lastiği patlamış araba gibi, en olmadık yerde arıza çıkardım.

Neden ben? Bu kadar sağlıklı beslenme ve spor delisiyken neyi yanlış yaptım da bana bu illet bulaştı? Kimin kalbini kırdım da bana beddua etti? Neden O değil de ben?

Bak bana ne yaptın? Bunlar hep kocamın/karımın suçu. O kadar delirtti ki beni kanser oldum. Kaç kere söyledim yapma diye. O olmasaydı ben kariyer hedeflerimi gerçekleştirecektim. O olmasaydı bu kadar erken anne/baba olmayacaktım. Evde tıkılıp kalmayacaktım. O olmasaydı… Bak bana ne yaptın…

Ama hiç içe dönüp bütün bunların başkalarını değil de kendi irademizle yaptıklarımız olduğunu itiraf edebiliyor muyuz? Sanmıyorum… İnsan ne kadar bilinçli olursa olsun suçluyu kendi ilan etmek istemez. Sorunu dışarda arar ve mutlaka suçu üstüne atacak birini bulur. Bu kitapta dizginlerimizi (onun dizginleri değil dikkat) elimize alıp, kararlarımızı kendi irademizle vermemize ışık tutacak bilgiler ve egzersizler bulunuyor. Beyaz Atlı Prensi Öldür bir sanat terapisi tabanlı kişisel gelişim kitabı. İşin için erkek düşmanlığı da yok üstelik. Kendi yarattığın beyaz atlı prens sembolünü rafa kaldırma, duygularını doya doya yaşayarak gerçek aşka ve mutlu hayata sahip çıkma üzerine. Hep demez miyiz “adama çok değer vermişim, aslında o bunların hiçbirini hak eden biri değilmiş” ya da “ hep özverili olan ben oluyorum karşı taraftan hep darbe yiyorum” . İşte bu hatalar hep ilk gördüğümüz adamı beyaz atlı prens olarak etiketlememizden kaynaklanıyor.

Kendimizi masallardaki prenses gibi bekleyen ve beklediğine değen bir kadın gibi görmekten ve göstermekten öte, hayata atılan, kendi macerasını bulan ve kahramanın yanındaki güzel kız değil, kahramanın bizzat kendisi olmak çok daha iyi değil midir? Gemlerinden kurtulup yeni bir maceraya atılabilenler kahraman olur. Kurtarılmayı bekleyen mağdur kız biraz farklı düşünmeye başladığında artık onun için yeni bir macera başlıyor. Kurtarıcı sandığı beyaz atlı prensin onu uyutmaktan başka bir şey yapmadığını fark ettirecek türden kuralların farklı işlediği bir sistem oluşuyor. Belki de tek bir yasa tek bir sistem yoktur. Belki de yalnızlıktan değil de acı çekmekten korkuyoruzdur. Belki de kendimizi bu yüzden prenses rolüne hapsettik. Korunacağımızı ve beyaz atlı prensin tüm zorluklarla bizim yerimize mücadele edeceğini düşündük. Bunlar masalları yanlış anlamamızdan mıydı? Yoksa tek yasa anlayışından yeni mi kurtulmaya başladık?

Kitabın Atlayışlar ve Düşüşler bölümünde de belirttiği gibi, kahramanlar kendilerini atladıkları ya da düştükleri diplerde bulurlar. “Kendilikleri” ancak bir düşüş ve orada yüz yüze geldikleri kendi gerçeklikleri ile olur. Bizler de sert bir düşüş yaşamadık mı? Ablamın radyoterapi bekleme odasında bana sorduğu bir soru vardı. Dibin dibi değil mi burası? Evet, kemoterapi veya radyoterapi odaları gerçekten dibin dibidir. Orda kimsenin maskeleri yoktur. Hepimiz aynı yolda yolcuyuzdur. Yüzüklerin Efendisi üçlemesindeki yüzük kardeşliği gibidir. Birimiz düşersek diğeri de düşer. Radyoterapi odasındaki kadınların birbirini içtenlikle dinlediğini, yardım etmek için deli olduğunu, kendini dinleyen birini bulduğu için de minnettar olduğunu gördüm. Evet, biz kahraman olmaya oradan başladık. Bizim yüzük kardeşliğimiz orda başladı. Şimdi zaman, çift başlı ejderha karşısında zafer kazanmış savaşçı kadın olarak yeni hayatını yaşamakta. Başkalarını suçlamadan, topu taca atmadan, taşın altına elini sokarak…

Not: Kitabın yazarı ablam olur 🙂 Benim tedavim sırasında benimle ilgilenen, en beter zamanlarımda bana en zor soruları soran, kel kafamı öpmeye doyamayan kişidir. Hem benle ilgilenip hem de kitap yazan ve asla pes etmeyen gerçek bir kadın kahramandır. Şimdi ben iyileştim ve ablamın kitabı kitapçılarda yerini aldı. Hayat devam ediyor ve sen bunu kaçırmak istemezsin.

Processed with Moldiv

Reklamlar

Kitap Tavsiyesi – Beyaz Atlı Prensi Öldür” üzerine 3 yorum

  1. Beyaz Atlı Prensi Öldür dedi ki:

    Öncelikle, harika yazının benim için sürpriz olduğunu söylemeliyim. Okuduğumda duygularım daha da derinleşti.Çünkü, beyaz atlı prensi öldür’ü yazma sürecimle canım kardeşimin kanserle mücadelesi sırasında yaşadıklarımız aynı zamana denk geliyor. Radyoterapi odasında büyülü ve terapi gibi bir hava vardı. Ben orada hem kardeşimden hem de bütün kanserle mücadele eden kadın kahramanlardan çok şey öğrendim. Gerçekti herkes maskeler yoktu ve konuştuklarında her biri yerden göğe kadar haklıydı. Susup dinlediğim bir yerdi orası. Çıkmak için mücadele verdiğiniz bu kuyuda ben de sizlerle birlikteydim.

    Okumasını ve yorumunu beklediğim en sevdiğim, en değerlim canım kardeşim ne güzel anlatmış kitabımızı. Evet bizim kitabımız. Çünkü, sen o acıları çekerken ben de savaşından ilham aldım bu kitabı yazarken.

    Liked by 1 kişi

  2. funda değirmenci dedi ki:

    Yeni bitirdim, okurken ikinci kez okunmaya değer buldum. Bu kitap tek seferlik okunup kaldırılacak bir kitap olmaktan çok uzak ,bir başucu kitabı özelliği taşıyor. Altını çize çize, çok doğru olan tespitleri not alarak okudum. En kısa zamanda terapi almaya karar verdim…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s