Kanserle Dans Derneği Röportajım

 kanserle_dansEkim 2014 tarihinde Kanserle Dans Derneğinden Sevgili Ebru Tontaş ile yaptığım röportajım yayınlanmıştı. Sitelerindeki güncelleme nedeniyle link kaybolmuş ama bu sohbetin kaybolmasına gönlüm razı olmadı. Aynen kendi bloguma aktarmak istedim.

Keyifli okumalar 🙂

Nasıl teşhis edildi?

Kanserim artık bulunmak istedi diye düşünüyorum. Ne kadar zamandır orada olduğunu, ne hızla gelişip sağdan sola, soldan lenf nodlarına sıçradığını bilemiyorum. Çünkü hiçbir zaman kendi kendine muayene veya doktor kontrolü yaptırmamıştım. Genç olduğum için insanın aklına bunlar gelmiyor. Bana gelmez diyor! Şimdi düşününce kimi zaman göğsümün ağrı yaptığını ama benim o ağrıları umursamadan hayat koşturmacasına devam ettiğimi hatırlıyorum.

Ameliyata bugün girecek bir yakının olsa neler söylerdin? Aynı yollardan geçecek olan…

Bak bana… Korkacak hiçbir şey yok 🙂

Şaka bir yana aslında çok klasik olacak ama bu bir yol ve ne ailen, ne dostların, ne eşin, ne de doktorların bu yolda sana gerçekten destek olamazlar. Kendi doktorun kendin, en iyi dostun yine kendin olmalısın. Sen tek ve biriciksin… Doktorların senin yol göstericilerin ve onlara güven. Mutluluğun formülü doktoruna güvenmekten geçiyor. Biz ise, senin bu yolculuğunda ancak daha konforlu yol almanı ve yorulduğunda yanında olarak devam etmeni sağlayabiliriz. Hastalığını bir fırsat olarak düşünmeyi öğrenmelisin. Hayatını daha sağlıklı ve zinde geçireceğini düşünerek, bugüne kadar yaptığın tüm hataları ardında bırak. Depresyona girmek istiyorsan gir. Ama orda fazla kalma… Hemen çık ordan. Sadece hastasın ve iyileşeceksin. Durumu ağlak bir Türk filmi senaryosu haline getirme. Elindeki sigarayı söndür! Bir de yeni silikonlarını çok seveceksin canım 😉

Çok kısa sürede kendini toparladın ve spora döndün. Neler kolaylaştırdı bu süreci, nelerden güç aldın?

Ben kendi hikayemi anlatmak istiyorum. Herkesin hikayesi tabii ki başkadır. Öncelikle bu hastalık teşhis edildiğinde günlerce neden ben diye sordum. Nerede hata yapmıştım? Bundan sonra bana ne olacak? Hayatım sona mı erdi? Bir kenara mı atılacağım? Kimse beni sevmeyecek mi artık? İşimi kaybedecek miyim? Bu kadar çabalama bir kalemde silinip gidecek mi? Çocuğum olamayacak mı?

Sorular sorular… Bu girdapta dönerek aşağı, daha diplere inmeye başlamıştım. Kaygılarım çok büyüktü ve olayları ve durumları ben kontrol edemiyordum. Ödemesi yapılmış tatiller, planları yapılmış düğünümüz, satışa dönüşmesi beklenen toplantılar, verilmesi gereken 3 kilo iptal edilmek zorunda kalmıştı. Yeni duruma uyum sağlamak zor oldu. Direnç göstermeye kalktım. “Hayır, o MR yarın çekilemez çünkü benim Antalya’ya uçağım var.” dedim. Doktor net bir şekilde “İptal et ve yarın sabah radyolojide ol!” dedi. Mesajlar hep netti. Korkup kaçma şansım olmadığı ve çıkıp müsabakaya dahil olmam gerektiğini anladım.

Çocukluğum ve ilk gençliğim bir ESKRİMCİ olarak geçti. Ben bir eskrimciyim. En iyi olabilmek için günde çift idman yapar müsabakalarda her daim altın madalya hedeflerdim. Yenilgiyi kabul eder (yenilgiyi kabul etmiyorum diyenlere hayret ediyorum bu arada) bir sonraki maçım için daha iyi hazırlanırdım. Bir sonraki her zaman yeni bir mücadele, yeni bir maç, yeni bir rakip için hazır olma durumudur. Karşına bir rakip gelir, hakem başlayın der… Bundan sonra pistten kaçma, bu maçı kabul etmiyorum deme şansın yoktur. Çıkar oynarsın. Kazanmak için oynarsın. Ama her zaman kazanamazsın, iyi yaptığın bir hareket bile seni iyi hissettirir. Antrenörün sırtını sıvazlar. Arkadaşların alkışlar. Rakibin elini sıkar… Tekrar çalışırsın. Bu bir döngüdür.

Ben hayatı da eskrim sporu gibi görüyorum. İnişler ve çıkışlar çokça mevcut ve mücadele etmeyi öğrenmek zorundasınız. Hayatınızı hem ferdi hem de takım sporcusu gibi koordine etmeniz gerekiyor. Ruhunu ve bedenini zinde tutman gerekiyor. “Antrenmanlarını” ihmal etmemen gerekiyor. Peki, ben ne yaptım? İş, güç, hayat mücadelesi derken sporumu bıraktım. Ruhumu ve bedenimi ihmal ettim. Meme kanseri riskini arttıran tüm kusurlu hareketleri yaptım. Tabii az önce saydığım bütün soruların cevaplarını da burada buldum. Kaygılarımı ve korkularımı yenmek için tekrar kendimi en iyi hissettiğim döneme dönmek istedim. Özüme dönmek istedim.

Kanserden önce ve kanserden sonra desem, neler değişti ve değişiyor hayatında?

Hayata bakış açımı değiştirdim ve yaşam kalitemi arttırdım. Aynı tas aynı hamam devam ederseniz bence hiçbir kazanım elde edemezsiniz. Bedenim beni uyardı ve ben bu uyarıyı dikkate almakla yükümlüyüm. Kanserden önce kendimi, bedenimi ve ruhumu yeteri kadar önemsemezdim. Önemsediğini sanıyor insan… Öyle değilmiş ama… Hep acelem vardı ama hiç zamanında yetişemezdim…

Kanserden sonra ise hayatımı sorguladım. Neler kalmalı neler gitmeli? Herkes kendi listesini yapmalı bence. Bir defteri olmalı mesela, yazmaktan çekinmemeli. Hayır demeyi öğrenmeli. Kendini sevmeli, ailesini dostlarını sevmeli. En çok da gülmeli. Ben öyle yapıyorum. Kanser söz konusu olunca en zor olan kemoterapi. Kemoterapi almış bir insanın hayata bakış açısı sarmallar yaparak değişir. Kemoterapi sonrasındaki ilk 3-4 gün benim için Dante’nin Cehennemi gibi. Sonraki günler Araf ve sonra Cennet  Amacım yeni hastaları korkutmak değil kesinlikle. Ama amaç kanseri anlatmaksa, kemoterapiden bahsetmeden pembe kurdelelerle anlatmak mümkün değil bence. Her ne kadar hazırlıklı olursanız olun saçlarınızın tutam tutam döküldüğünü görmek de bu sürecin dahilinde. Bir Tibet Budist rahibi kadar saçsız kafam bana “bilgelik” yolunda bir adım daha ileri gitmemi sağladı diyebilirim. Kitapçıların çok satanlar raflarında boy boy dizili kişisel gelişim kitaplarının hepsini bir çırpıda okusanız kanserin kişide yarattığı kadar farkındalık yaratmaz. Yaşayarak  öğrenmek paha biçilemez.

Reklamlar

Kanserle Dans Derneği Röportajım” üzerine bir yorum

  1. emine topal dedi ki:

    ”Hep acelem var ama hiç bir zaman yetişemedim ” Bende aynen böyle hissetmiştim kafamın içindeki 8 cm lik arknd.kistten ilk haberdar olduğumda.Sürekli hayatın peşinden koştuğumu fakat bir türlü yakalayamadığımı düşünmüştüm. Kendisi ile bebekliğimden beri dostmuşuz meğer ))))) . Hala koşuyorum ama hala yakalayamadım . OLSUN yakalayama ama lütfen koş ….koşmaktan hiç vazgeçme olurmu…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s